Ekonomik yada ticari hayatımız sorunlarla dolu ama konu sadece "Bir şey satmalıyız!" yada "daha fazla satmalıyız!" çerçevesinden iki adım ilerisine gitmiyor. Oysa daha makro ölçekte tartışılacak ve sonuca bağlanması gerekecek çok daha önemli konular var.

Evet bugün makro ölçekte bir sorunu yazmak istiyorum. Ülkemizdeki gerek hukuki yapı gerekse ticari yaşamın katmanları ne kadar sermaye yapısını yaygınlaştırmayı özendiriyor? Başka bir ifade ile ticaretimizin yapısı yeterince adil ve sermayeyi yaygınlaştırıcı mı?

Bildiğiniz gibi ticaret katmanlardan oluşuyor. Kabaca bir akış sıralamak gerekirse;

  1. Hammadde üretimi yada tedariği yapanlar, 
  2. Yeniden paketleyen yada üretim yapan ve ürün geliştiriciler, 
  3. Piyasaya dağıtım yapanlar,
  4. Perakende yada nihai satış noktaları.
  5. Müşteriler
Bu katmanları her birinde oluşabilecek tekelleşmenin ciddi tehlikeler yaratacağı çok açıktır. Pazarı istediği gibi yönlendirme gücüne sahip bir sermayedarın, başka kimseyi pazara sokmak istememesi ve bu uğurda yapacağı mücadeleyi tahmin etmek hiç te zor değil. 

Bu yönü ile baktığımızda ilk 3 katmanda pazarımız hemen her kategori yada sektörde tekelci bir görüntü vermektedir. Yani bu yönü ile zaten ülkemizde çok adil bir pazar varlığından bahsedilemez. Burada yasal düzenlemenin ve ilgili sermayedarı yada sermayedarları takip sisteminin çok etkin yürütülmesi gerekir.

Ama işin bir ilginç yanı Türkiye'de bu yeterince düzgün takip edilmezken bu tekellerin bazılarının bulundukları pozisyonla yetinmeyip diğer katmanlarda da tekel zincirini oluşturmayı gayet rahatlıkla icra edebilmeleridir. Üstelik bunu da serbest pazar ekonomisi gibi bir yutturmaca ile savunmaktadırlar. Oysa serbest pazar her isteyenin istediğini yapabileceği bir pazar değildir. Böyle bir serbestlik hiç bir şeyde yoktur. 

Türkiye'de maalesef bir sermayedar ticaretin tüm katmanlarında rahatlıkla hüküm sürebiliyor. Ticari sürecin tüm aşamalarında serbestçe ticaret yapabiliyor. 

Ülkelerin ekonomileri gelişirken gerek girişimci sayısının yetersizliği, gerekse birikim yetersizliği gibi nedenlerle bu konu maalesef hep göz ardı edilerek ilgili sermayedarlara yol veriliyor. Sonucunda ise ülkenin genel nüfusu adil olmayan gelir dağılımının içinde yaşamaya çalışıyor.

Mutlu Gökdemir

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Top