Şairin dediği gibi insanlığın en büyük tehdidi ne yazık ki yine insanlık! Toplumun büyük bir kesiminin doludizgin büyüttüğü bir tehdit ile karşı karşıyayız. Sosyal medya üzerinden çarpıtılarak yapılan içerik ve bilgi paylaşımlarından söz ediyorum.

Gün geçmiyor ki bir foto-montaj yapılmış bir resim, çarpıtılmış bir yazı, uyduruk bir video, aslı astarı olmayan bir içerik sosyal medya üzerinden yayınlanmasın yada paylaşılmasın. Hemen herkes eni-konu rating peşinde yada kamuoyu oluşturmaya çalışıyor yada birilerine alet oluyor. Sanırım yayınlanan içeriğin "like" alması önemli bir tatmin duygusu yaşatıyor. Çok beğeni almış bir içeriğe sahip olmak kişisel popülarite artırıyor hesabı yapılıyor. Kısaca herkes TV'ci, yayıncı, herkes yönetmen bu aralar...

Ratingi garantilemek için genellikle içeriğin duygusal damarıyla biraz oynanmış olması gerekiyor. Çarpıtma dediğimiz şeyde tamda burada başlıyor zaten. Yüksek rating alması için içeriği çarpıttığınız da evet beğeni toplama yüzdeniz artıyor ama o saat rating canavarı bir zombiye dönüşüyorsunuz.

Sosyal medya da çarpıtılmamış içerikle paylaşım yapan maalesef çok az insan görüyoruz. Hemen her yerde bir çok paylaşım yada içerik, abartılmış şekilde topluma servis ediliyor. İşin içinde eğer reklam, para gibi maddi faktörler yer alıyorsa konuya oracıkta zombileşiyor zaten.

Maalesef bu gidişat, yalanlarına inanan bir toplum olma yolunda bize hız katıyor. Araştırmacı ve okuyan bir toplum olmadığımızı düşündüğümüzde tehdidin gelecek nesiller için ne kadar büyük olacağını öngörmek çokta büyük bir çıkarım değil aslında.

Yalancı çobanın hikayesin de olduğu gibi her çarpıtılmış içerik, hızla güven erezyonu yaratıyor. Üstelik artarak büyüyen şekilde.. Sonra doğrulara da şüphe ile bakamaya başlıyoruz.

Ezcümle, bir gün bu durum düzelir mi ? Sosyal medya ve basına bakınca hiç umutlanamıyorum.


Mutlu Gökdemir

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Top